Breaking

LightBlog

28 Eylül 2015 Pazartesi

Dua Araştırmaları

 ALINTI (kaynak:http://www.gencgelisim.com/v2/kategoriler/29-kisisel-gelisim/657-bilincin-sistemli-yaratma-enerjisi-dua.html)


Dua Araştırmaları


Yapılan araştırmalara göre dua bir çeşit ‘sistemli yaratma enerjisi’dir. Ve bu sadece dinine bağlı kesimin yerine getirmesi gereken bir görev değildir. Evrenin yaradılış sistemi için, modern bilimin araştırma ve bulguları gösteriyor ki, dua bizler tarafından sistemin işleyişine etki edebilecek bir potansiyel taşır.
ABD’de yayınlanan ünlü haber dergisi ‘Newsweek’, 10 Kasım 2003 tarihli sayısında ‘Allah ve Sağlık: Din Bir İlaç mı? Bilim Neden İnanmaya Başlıyor? (God and Health:Is Religion Good Medicine? Why Science is Starting to Believe?)’ başlığı altında dinin iyileştirici etkisini kapak konusu yaptı.
Newsweek’in anketine göre; insanların %72’si dua ederek ...

Burçin İvren
mucizelerim@hotmail.com

Dua Araştırmaları

Yapılan araştırmalara göre dua bir çeşit ‘sistemli yaratma enerjisi’dir. Ve bu sadece dinine bağlı kesimin yerine getirmesi gereken bir görev değildir. Evrenin yaradılış sistemi için, modern bilimin araştırma ve bulguları gösteriyor ki, dua bizler tarafından sistemin işleyişine etki edebilecek bir potansiyel taşır.
ABD’de yayınlanan ünlü haber dergisi ‘Newsweek’, 10 Kasım 2003 tarihli sayısında ‘Allah ve Sağlık: Din Bir İlaç mı? Bilim Neden İnanmaya Başlıyor? (God and Health:Is Religion Good Medicine? Why Science is Starting to Believe?)’ başlığı altında dinin iyileştirici etkisini kapak konusu yaptı.
Newsweek’in anketine göre; insanların %72’si dua ederek hastalıklarından daha çabuk kurtulduklarına, duanın iyileşmeyi hızlandırdığına inanıyor. ABD ve İngiltere’de yapılan araştırmalar, hastalar için dua etmenin, hastaların rahatsızlık belirtilerini azalttığını ve iyileşme sürecini hızlandırdığını sonucunu elde etti.
Michigan Üniversitesi’nin araştırmasına göre, dindarlarda depresyon ve stres az görülürken, Chicago’daki Rush Üniversitesi’nin anjiyo operasyonu gerçekleştiren 750 hasta üzerinde yaptığı bir başka araştırmada da ‘duanın iyileştirici gücü’ bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Dua okuyan kalp hastalarının, ameliyattan sonraki birkaç yıl içinde ölüm oranlarının %30 daha az olduğu tespit edilmiştir.

Kuantsal Boyutta Dileğiniz Gerçekliyor

Fizik mühendisi Hasan Demir dua ve fiziği birleştiren bir makalesinde şöyle diyor: “Algıladığımız madde alem ve oluşan şekiller, algılayan ya da gözlemleyen olmadığı zaman, sırf dalgalardan ibaret bir oluşum göstermektedir...
Yapılan deneyler elektronun gözlemlemeye çalıştığımız zaman parçacık, gözlem yapmadığımızda da dalga özeliği gösterdiğini ortaya koymuştur.
Olay bu şekilde cereyan etmesine rağmen, bilincin algılamasıyla oluşan parçacık (madde) alem, bize mutlak gerçekmiş gibi geliyor. Eğer madde alemi sadece bilincin gözlemek istediği manaların açığa çıkışı olarak algılayabilirsek, kendimizi de beden boyutundan soyutlayabiliriz. Böylelikle, bilinç boyutunda (dalgalar boyutunda) yaşama geçebiliriz.
Bu yaşam boyutu cennet yaşantısıdır... Buradan da dua kavramını kuantsal yaşamla birleştirebiliriz. Aslında, madde aleminde oluştuğunu gördüğümüz tüm olayların bilincin kuantsal boyuttan kendi dilemesi sonucu, dalgaların belli şekillere, seslere, görüntülere, kokulara, yani parçacık özelliği veren madde alemine inişi söz konusudur...
Buradan da şu anlaşılmalıdır ki, dua bir üst boyuttan yani kuantsal boyuttan bilincin dilediğini yaratmasıdır...
Esasında herkes bunu belli ölçülerde yapar ama farkında değildir!..
Duada yaratma sırrı vardır! Olayların oluşumu, bilincin kuantsal boyutta tertipleridir... Bununla birlikte, dua aslında kuantsal boyutun da derununda bulunan daha öz boyuttan gelir. Burası ism-i azam boyutudur.
Olayın oluşumu, Hiçlik boyutundan başlar, kuantsal boyutta ve en sonunda madde boyutunda açığa çıkar... Burada anlatılmak istenen, düşünce enerjisinin gerçeği yaratabilme olasılığıdır.

Düşünce Enerjisi Yaşam Alanımızı Belirliyor

Kuantum fizikçisi Dr. John Hagel’in “Bedenimiz aslında düşüncelerimizin ürünüdür. Duygu ve düşüncelerimizin doğasının, bedenimize ait fiziksel oluşumunun onun yapısı ve işleyişi üzerinde ne derece etkili olduğunu tıp alanındaki uygulamalarda da görmeye başladık.” Şeklindeki sözleri düşünce enerjisinin gücünü ifade ediyor.
Düşüncelerimizin biyolojimizi ya da yaşam alanımızı nasıl etkileyeceğine dair bir örnek verebiliriz. Örneğin placebolar; yani aslında hiçbir kimyasal etkisi olmayan, ama hastaya çok etkili bir ilaç olduğu inandırılarak verilen haplarda da, kişi iyileşmeyi beklediği için bağışıklık sisteminin şaşırtıcı bir şekilde güçlendiği gözlenmiştir. Burada, zihin gücünün iyileşmeye etkisi olabileceğini görüyoruz.
Dr. Masaru Emoto’nun su kristalleri ile yaptığı araştırmalar sonucu ortaya şaşırtıcı bir bilgi çıkmıştı. Su çevresindeki her duygu ve enerjiyi kopyalıyordu. Dua edildikten sonraki kristaller mükemmel görünüme sahip oluyordu. Buradan çıkan sonuç da, %70’i su olan bedenimizin kullandığımız sözcüklerin titreşiminden etkilenebildiğidir.

Dua ile Beyin Dalgalarınız Kontrol Altında

Doğal tıp, ayurveda ve sağlıklı yaşam gibi konularda çalışan Dr. Ender Saraç; Hürriyet gazetesine verdiği bir röportajda; “Zikir de meditasyon mantraları, reiki sembolleri gibi bir teknolojidir. Belli sesleri tekrar edip jeneratör gibi enerji üretirsiniz. Kuran’da geçen Allah’ın 99 isminden her biri, bir enerji köküdür. Bu dini, siyasi bir şey değil, bir teknoloji. Bunu mistik, dini, siyasi kalıplara sokan bizleriz.” diyor.
Dua esnasında, kişi yoğun konsantre halinde olduğu için güçlü beyin dalgaları yayabilmektedir. Böylece, duanın gerek zihindeki olumlu beklentinin bağışıklığı güçlendirmesi, gerek yaydığı enerjinin kuantum alanını etkileyerek kendine benzeyen frekanstaki şeyleri çekmesi, gerek de enerji alanını (aura) güçlendirmeye ve negatif etkilerden korumaya yönelik tesiri olduğunu görüyoruz.
Bilgi ve bilgeliği birleştirmek dileğimle!

Kaynak: Kuran En Büyük Mucize, Said Alpsoy
The Secret, Rhonda Byrne
www.sufizmveinsan.com - Hasan Demir
http://www.hurriyet.com.tr/cumartesi/5919826.asp?gid=112

Nietzsche’den Yaşam Dersleri

Alman filozof Friedrich Nietzsche (1844-1900) insanın, zihnin özgürleşmesini engelleyen zincirlerinden kurtulması gerektiğini savundu ve bunu başarabilen “üstinsan” kavramını ortaya attı. Eserlerinden bazıları; Böyle Buyurdu Zerdüşt, Ahlakın Soykütüğü Üstüne, Gezgin ve Gölgesi, Gücün İradesi, İyinin ve Kötünün Ötesinde… Nietzsche’nin sözlerinden birkaçı bu sayfada sizleri bekliyor!
<Evet, kirli bir ırmaktır insan. Kirli bir ırmağı içine alması ve bozulmadan kalması için deniz olmalı kişi.
<İnsanlar arasında yaşamayı, hayvanlar arasında yaşamaktan daha tehlikeli buldum.
<Dünyayı yitirmiş olan kendi dünyasını kazanır artık.
<Sahip olunması zorunlu tek şey var: Ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu, ya da bilim ve sanat tarafından inceltilmiş bir ruh...
<Kendin alabileceğin bir hakkı asla başkasının sana vermesine izin verme.
<On kez yine barışmalısın kendinle; çünkü alt etme acıdır ve kötü uyur barışmayan. On gerçek bulmalısın günde; yoksa gecede ararsın gerçeği ve canın aç kalır. On kez gülmelisin günde ve sevinmelisin; yoksa miden, o dert babası, gece seni tedirgin eder.
<Siz yükselmek isteyince yukarı bakarsınız. Bense aşağı bakarım.
<Doğrudur, biz hayatı severiz ama yaşamaya değil, sevmeye alıştığımız için.
<Sevgim ve umudum hakkı için yalvarırım sana; içindeki kahramandan yüz çevirme! En yüksek umudunu kutsal tut!
<Sizin şerefiniz şu olsun; hep sevildiğinizden daha çok sevmek, hiç mi hiç ikinci olmamak...
<Hepiniz ey, çetin çalışmayı ve hızlıyı, yeniyi ve yabancıyı sevenler, pek katlanamıyorsunuz kendinize; çalışkanlığınız kaçıştır, kendinizi unutma istemidir...
<Nefreti ve kıskançlığı tanımayacak kadar büyük değilsinizdir. Bunlardan utanmayacak kadar büyük olun bari.
<Kendi düşmanınızı aramalısınız, kendi savaşınızı açmalısınız ve kendi düşünceleriniz uğruna!
<Kimileri hiç tatlanmaz, yazdan çürürler. Onları dallarında tutan, ödleklikleridir.
<Bu dediği dedik, bu sıkıcı kişileri kıskanma, ey gerçek tutkunu! Dediği dedik kişinin koluna hiçbir zaman asılmamıştır gerçek...
<Nice kimseler kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının kurtarıcısı olurlar.
<Çok düşünülen her şey kuşkuyla düşünülür. Seni erdemlerin yüzünden cezalandırırlar. Yürekten bağışladıkları ancak yanlışlarındır.
<İnsan da ağaca benzer; ne kadar yükseğe ve ışığa çıkmak isterse, o kadar yaman kök salar yere, aşağılara, karanlığa, derinliğe, kötülüğe…
<Babanın gizlediği şey, oğulda açığa çıkar.
<Kişi salt bir öğrenci olarak kalırsa, öğretmenine borcunu iyi ödememiş sayılır.
<Büyük borçlar insanları değer bilmeye değil, kin beslemeğe yöneltir.
<Mutsuz evliliklerin nedeni, eşler arasında aşkın eksikliği değil, arkadaşlığın eksikliğidir.
<Kendinden ne kadar çok bahsedersen, kendini o kadar çok saklarsın.
<Beni öldürmeyen, beni güçlendirir.


Sayfalar

Adbox